Günlüklerimi yok ettim. Evet, doğru ifade bu: Hepsini yok ettim. Çok şaşıracaksınız, belki okurken bir an duralayacaksınız, yirmi tane defterim vardı benim. Yaklaşık on yedisi tam günlük, üç tanesi manifest-günlük karışımı. :) Sadece birini bıraktım. Onun da yarısını hiç ettim, talan ettim. Kopardım, yırttım, yok ettim. Bunu bir anlık sinirle veya oturmuş bir sinirle de yapmadım. Bunu çok sakin bir şekilde yaptım. Fazla sakin belki de.
Hayatımın son on iki yılını yazmıştım. Bu da neredeyse hayatımın yarısı demek. Bu çok uzun bir süre. Bazı günlüklerimi yeniden dönüp okumayı severdim. Özellikle de ilkini. Ne zaman cevap arasam, içinde tek bir ''bilgece :)'' cevabın bile olamayacağı o ilk çocuksu günlüğüme dönerdim. Uzun uzun derste ne işledik onu bile yazdığım, hangi arkadaşıma nasıl sinir olduğum, aşık olduğum çocuğa olan gıcıklık-heyecan arasındaki hislerimi ifade ettiğim... kendi içime gömülmüş olmamın en bariz göründüğü ama yine de kendime bir kimlik, bir hayat görüşü ve hayat isteği seçmeme hakkım olduğu için çocuksu çıkışlar yapmamın hakkım olduğu o ilk çocukluk günlüğüme dönerdim.
Defterin en arkasına her yıl bir sayfa not bırakmıştım. O günlüğüme dair -çünkü o benim günlüklerimdeki ''yol arkadaşlarımla'' ilk tanışma defterimdi- ve o notu bıraktığım andaki bana dair minik notlar bırakırdım.
Sadece o günlüğümü okumazdım tabi ama ben günlüklerimi okumaktan hep çok korkmuşumdur. Günlüklerim ilerledikçe çok daha bir şeye evriltilebilir satırlar yazdığımı hayal meyal anımsıyorum. Tüm defterlerimi baştan sona yalnızca bir tek sefer okumuştum. Birkaç yıl önce olmalı. Hayır, hoş bir deneyim değildi. Hem de hiç hoş değildi. Hepsini yeniden anımsamak bana ağır gelmese de... Bir şey olmak zorunda değil; bana kendimi görmek ağır gelmişti.
Bu nedenle de bir kez daha ''ders çıkarmak'' veya ''vedalaşmak'' için bile olsa onları okumadım. Hem, yazan her şeyi gerçekten unutmuştum. Hafızam silinmiş gibi değil, sanki o satırları başka bir kız yazmış gibi unutmuştum. Duygularım bitmişti, sebep buydu. O satırları yazan kızın duyguları... o satırların yakıtı olan duygularım... Benim canım duygularım, bitmişti.
Normalde bu beni üzerdi. Beni, o kızı. O satırları yazan kızı. Şimdi bile gözlerimden yaşlar süzülse de, üzgün değilim. Sadece çok öfkelendiğimi ifade etmeliyim. Çok. Ama sonra anladım ki, bunun bir anlamı yok. Hem zaten kime öfkeleniyorum... Gökyüzüne mi? Hayır, yıldızlar benim dostlarım.
Hayat yolumun böyle olması beni çok üzdü, bunu da itiraf etmeliyim. Ben farklı düşünmüştüm. Farklı beklemiştim. Beklemiştim... Beklemiştim. Olmadığını kabul etmek güzel. Bazen sadece kabul edersin.
Bu tek bir şeyle ilgili değil. Bu, genel bir şeyle ilgili. Evet bence ben bunu hak etmedim. Neyi? Bu bana saklı kalabilir. Hem yazsam da eminim bir anlamı olmaz. Bu, o kızın üzüntüsü, kırgınlığıydı. Ben o kıza üzüldüğümden kızdım. Çok kızdım çok. Belki de ben de hatalar yaptım ama...
Ben hiçbir zaman kimseyle kendimi kıyaslamadım. Ben hiçbir zaman, çok kırıldığımda ve hayal kırıklığı yaşadığımda bile kızmadım. Ben bu yüzden kızdım, çok kızdım.
Sonra geçmese de, geçiyor. Kızgınlığım bile hızla geçiyor. Bu akşam daha da azalır, yarın daha da, bir sonraki aysa biter. O kız yok. Bu cümleyi sıklıkla kurmayacağım. Düşünmeyeceğim bile. Yoksa yas tutarım. Üzülürüm.
Buradaki yazılarımı sildim. Nihayet bunu başarabildim. :) Çünkü onlara kıyamıyordum. Gerçekten kıyamıyordum. Bırakmak istemiyordum. Ama ne yapabilirim? Bırakmadıkça o yazılar beni olduğum yere, kendi ölmüşlüğümün başına çekip duruyorlardı. Aynı şeyleri farklı kelimelerle yazıp durmaktan sıkıldım. Sıkıldım. Beni öldüren de buydu. Çok ama çok ama çok sıkılmam.
Bazen yine eski alışkanlıklarıma dönercesine, ''bu muydu yani,'' diyorum, ''ben bunu mu hak ettim!'' Tek bir şey değil, yine değil, genel. Tek bir şey olsa niye böyle diyeyim? Demem. Ben der miyim sence... Ben, demezdim. Belki de demeliydim. Çok önceden çok kızmalıydım. Çok önceden kendi içimdeki parçaları dönüştürmeliydim. Böylece, onları yok etmem gerekmezdi. Ama ben... kıyamadım. Bence beni suçlayamayız.
Artık blogda böyle yazılar yazmayacağım. Daha farklı yazılar yazmak istiyorum. Bu belki de birine gösterme isteğimin son kalıntısıydı. Sondu.
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)






.jpg)
.jpg)